3 Nisan 2010 Cumartesi

aetheral@hotmail.com

Brain koşarak, Pandieux’un arkasından yetişmeye çalıştı . Ama kapının çarpmasıyla içinde alevlenen hissi bir anda yok olmuştu.Kendini iyi hissetmedi. Kapı öyle sert çarpmıştı ki asılı rüzgar zilleri, gecenin perileri ni çağıran tınısıyla, Brain’a tek eslik eden onlardı. Gree usulca merdivenlerden inerek Brain’ın yanına geldi. Brain hala kapıya bakıyordu.Gree kafasını kaldırdı ve Brain’a baktı.İkisinin de gözleri çok şey anlatıyordu.
Pandiux içinde bir çok soru işaretleriyle birlikte, ayakta zor durmayı başarma hırsıyla park yerine doğru yol aldı. Gözleri güçsüz, elini bir hışımla cebine soktu. O cebinde anahtarlığı bulamadı. Acaba evde unuttum mu sorusunu kendisine sorarken diğer ceplerini denedi .
Evet, arka cebinden anahtarını çıkardı. Brain’in hediye ettiği o bronz sol anahtarlığı hissetti. Avuç içini yakıyordu. Arabasının anahtarını, anahtarlıktan çıkarıp anahtarlığı yere attı. Arabanın kapısını açtı ve koltuğuna yerleşti. Elleri titriyordu. Dikiz aynasından Bayan Clody’nin apartmanını kesti. Giriş katındaki holün lambası hala yanıyordu.
Gree huzursuz olmuştu. Ani bir hareketle kapıya doğru yöneldi. Kapıyı açmak istercesine tahta sokak kapısını tırmalıyordu. Ama olmuyor kapıyı açamıyordu. Çaresizlik içerisinde Brain’a baktı ve havlamaya başladı. Brain tedirgindi. Çaresiz ne yapacağını bilmiyordu.İki elini aldığı başını kaldırdı ve kapıya doğru koştu.
_’Pandieux’ diye seslendi.
O an Bayan Cloudy’nin yatak odasının ışığı yandı. Brain kapının kolunu çevirdi ve karanlıkta ilk gördüğü Pandieux’un aracıydı.
Pandieux son bir kez apartmana doğru bakarken, kapıdan fırlayan Gree’yi ve hemen arkasından kapıdan dışarıya çıkan Brain’ı gördü
Pandieux kontak anahtarını çevirdi ve gözlerini yola çevirerek gaza bastı.
St. Cloran meydanını aydınlatan far ışıklarından geriye Brain’ın gittikçe güçsüzleşen ayak seslerinden başka bir şey kalmamıştı
Brain kalakalmıştı.Vucudunu besleyen enerjinin söndüğünü hissettiği anda kısık bir loş sokak lambasının altında, sol anahtarının takılı olduğu anahtarlığı gördü. Eliyle anahtarlığı yerden aldı ve sımsıkı kavradı.
Bayan Cloudy kapıda belirdi. Gökyüzüne baktıktan sonra arkasını döndü. Tam adımını atacakken durdu.
-Brain !, diye seslendi. Bir adım daha attı.
Tekrar…
-Brain !, diye seslendi.Bu sefer ses tonu daha güçlüydü.

Brain yıkılmıştı.Ruhunun o kaldırım taşları arasında gezindiğini hissetti. Her şeyin çok büyük ve ağır olduğu hissine kapılmıştı. Bayan Cloudy’nin seslenişini çok ve de çok uzaklardan gelen ekolu bir ses gibi algılıyordu.
Dizlerini çöktüğü kaldırım taşlarıyla olan bağlılığını zorda olsa kopararak ayağa kalktı. Gree’ye baktı . Birde St Cloran çıkışına, karanlıktı…
Yavaş yavaş merdivenleri cıktı ve kapıda Bayan Cloudy’e baktı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder